Yüce Zerey: ” Kurumsal şirketlerin çalışanlarının ve müşterilerinin insan olduğunu unutmaması gerekiyor”

Webrazzi’nin 2021’deki ikinci konferansı Webrazzi Dijital 2021, tüm hızıyla devam ediyor. Konferansımızda gün boyunca yeni nesil tüketici alışkanları, yeni nesil içerik tüketimi, influencer marketing, müşteri deneyiminin geleceği, geleceğin pazarlaması gibi birçok konu birbirinden değerli konuklarıyla gündemimizde olmaya devam edecek.

Webrazzi Dijital 2021’de Ülker, The Coca-Cola Company, Unilever, Hepsiburada gibi şirketlerde yöneticilik yapan; akademisyen ve yazar kimliğiyle tanınan Yüce Zerey, “Dijital Ego” başlıklı sunumuyla sahnedeydi. 

Yüce Zerey, konuşmasına tarihi egoları örnek vererek başladı. Kişilerin egolarıyla ortaya çıkan büyük savaşların ülkelerin kaderini nasıl değiştirdiğini anlatarak başladı. Özellikle kurumsal egoların bu savaşlara benzediğinin altını çizen Zerey, 1985’teki Fortune 500 şirketlerinin yüzde 88’inin şu anda hayatımızda olmadığını da sözlerine ekledi. Pandemi döneminde dijital dünyanın havalı şirketleri kazandı. Ekonomiyi, iş yapış şekillerini dijitalleştiren bu şirketler, daha sonrasında da kazanmaya başladı ve bu da onların ne kadar iyi olduğunu bizlere gösterdi.

Persona: Toplum tarafından kabul edilmek için kurumların taktığı bir maske

Zerey, buradaki hikayenin kişinin kendi gölgesiyle yüzleşmek olduğunu söylüyor. Persona ise pazarlamadan farklı olarak gölgenin gücünü denetim altında tutuyor ve toplum tarafından kabul edilmek için kurumların taktığı bir maske şeklinde karşımıza çıkıyor. Böylece gölgeyi baskılıyoruz ve bunun akabinde egolar yükselmeye başlıyor. Bireyselde gerçekleşen bu durum kurumlarda da birebir bu şekilde ilerliyor.

Dijital ego nedir?

Yüce Zerey dijital egoyu, bireyi, dijital kültürde başkalarının hayranlığına muhtaç edip kendini ölçüsüz sevdirerek aynada her daim mükemmeli kovalayan ve gerçekle karşılaşınca arkasına bakmadan giden bir illüzyon ustası olarak tanımlıyor. Bununla birlikte biz de kendi illüzyonumuzu yaratıyoruz. Bunlar da gerçekle bağımızı koparmaya başlıyor; gerçekle bağımız kopmaya başladıkça bu illüzyonlar da gerçeğimiz oluyor ve kendini ölçüsüz seven herkes başkasının beğenilerine muhtaç oluyor.

Beğenilen performans devam ederken sistem negatif düşünce ve insanı istemiyor; bunun için de sürekli olumlama yapmak durumunda kalıyor. Bu durum, bizi performansın ego sisteminin yakıtına götürüyor, bu yakıt bitsin istenilmediği için sürekli üstün performans bekleniyor. Böylece ego daha fazla tatmin oluyor.

Dijital ego, beraberinde depresyonu getiriyor

Bunun sonunda en temel unsurlardan biri olarak depresyon başlıyor, bu da kişiyi farklı perspektiflere yabancılaştırıyor. Akabinde yetersizlik duygusu başlıyor; bu yabancılaşmayla birlikte de yalnızlık geliyor. Yalnızlığı fark etmemek için kişi yalnız kalmak istemiyor; sonrasında kaygılar başlıyor. Bu da kişiyi sağlıksız hale getiriyor; son tahlilde persona ve kendisi arasındaki makas birbirini yakınsadığı için kişi “-mış gibi yaşayan” biri oluyor.

Bu durumda kurumsal şirketlerin çalışanlarının, müşterilerinin insan olduğunu unutmaması gerekiyor. Bugünün empatisinin yarına sağlayacağı katkının anımsanması gerekiyor ve kurumların kendini aldatmaya gerek duymayacak olgunluk seviyesine ulaşması gerekiyor.

Bireylerin ise karşısındaki insanın da biricik olduğunu hatırlaması; kendini ölçüsüz sevmemesi, başkalarını sömürmemesi gerektiğin bilerek paylaşıma açık olması gerekiyor. Kişinin hayır demeyi bilmesi, gelip geçici hevesleri bir kenara bırakması ve kendi olması önem taşıyor.

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

istanbul escort escort maltepe
blog sitesi ekonomi sitesi güncel blog sitesi haber sitesi gercek haber sitesi